‘Brecht’ Kategorisi için Arşiv


Brechtian Blues diye tabir edilen türe mensup olan The Tiger Lillies grubu, pazarda 15 Alman Markına kırmızı bir şapka satan Rusların, cenazesi karanlık sularda kaybolmuş denizcilerin, evinizin döşemesine kusan kör Willy’nin, dövmeli adama asik sakalli kadinin, koyun siken homoseksuel hermafrodit Pakistan asilli Birmingham’li gunahkarin, albino cuceler, dans eden ayilar, tavuk basi isiran kizlar, bogazlarini yakan ates yiyiciler, salyangoz vucutlu oglanlar, elleri ve gözleri kanayan adamlar ve nicelerinin parcasi oldugu freakshow uyelerinin, pezevenginin dayaklarindan olusan morluklari vucudundaki dövmelerin gizledigi Lisa’nin, yasli kadinlari merdivenlerden asagi itip, bebekleri tekmelemekten zevk duyanlarin, cennette Joni Mitchell gibi sarki söyleyen Isa ve son derece ic bayici tanridan sikilanlarin, yuksek bir mevkiiden gelip tertemiz kiyafetler giymesine ragmen hic temiz hissetmeyen Soho çocugunun, her turlu normun disina atilmis cingenelerin, herseyi herseyi yakmayi seven kundakcilarin, yasli fahiselerin, hirsizlarin, pezevenklerin, tecavuzculerin, Isa`yi carmiha gererken bang bang bang civi cakanlarin, tirnaklarini yedigi icin parmaklari kesilen çocugun, surekli masturbasyon yuzunden derslerinden geri kalan otuzbirci jimmy’nin, ve daha bir suru kenarda kose kalmis karakterin, huzunlu korkunç vahsi komik grotesk teatral kirmizi mavi sarkilarini soyler…

Her dinleyişte rahatsiz olurum orgazmik bir keyfin yani sira…çingene hüzünlü vodvil coşkusu… Ancak eger palyaçolardan korkuyorsaniz onları sahnede izlemeye kalkişmayin..Malum, bir palyaçoyu sevmek kolay değildir acılı bir tat bırakır insanın ağzında…

Solist:Martyn Jacques

Davul:`James Joyce on Drum`diye nitelendirilen Adrian Huge

Kontrbas: Adrian Stout



Trio’nun fotografi ve  yukarida `Living Hell’ klibine gelince;San Francisco’lu fotoğrafçı
Mark Holthusen tarafindan çekilmiş.. Fotografcinin diger fotograflari icin buraya tıklayın..

Reklamlar

HALKIN EKMEĞİ

Yayınlandı: Nisan 20, 2010 / Brecht, Modernism, Poem

bilin: halkın ekmeğidir adalet.
bakarsınız bol olur bu ekmek,
bakarsınız kıt,
bakarsınız doyum olmaz tadına,
bakarsınız berbat.
azaldı mı ekmek, başlar açlık,
bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya.

bozuk adalet yeter artık!
acemi ellerde yoğrulan, iyi pişirilmemiş
adalet yeter!
yeter katıksız, kara kabuklu adalet!
dura dura bayatlayan adalet yeter!

bolsa insanın önünde ekmek, lezzetliyse,
gözler öbür yiyeceklere yumulsa da olur.
ama herşey bollaşmaz ki birden bire…
bilirsiniz, nasıl bolluk doğurur ekmek:
adaletin ekmeğiyle beslene beslene

ekmek her gün gerekliyse nasıl,
adalet de gerekli her gün,
hem o, günde birçok kez gerekli.

sabahtan akşama dek, iş yerinde, eğlencede,
günlük, has ekmeğine adaletin.

madem adaletin ekmeği bu kadar önemli,
onu kim pişirmeli, dostlar, söyleyin?

öteki ekmeği kim pişiren?

adaletin ekmeğini de
kendisi pişirmeli halkın
gündelik ekmek gibi.

bol, pişkin ,verimli

Bertolt Brecht

İYİLİK NEYE YARAR?

Yayınlandı: Nisan 20, 2010 / Brecht, Modernism, Poem

1. 

İyilik neye yarar, 
Öldürülürse iyiler çarçabuk, 
ya da iyilik görenler? 

Özgürlük neye yarar, 
yaşarsa bir arada 
özgürlerle tutsaklar? 

Akılsız olmak madem ekmek sağlar herkese, 
akıl neye yarar? 

2.  İyi insan olacağınıza,

öyle bir yere götürün ki dünyayı, 

iyilik beklenmesin

Özgür insan olacağınıza, 
öyle bir yere götürün ki dünyayı, 
kavuşsun özgürlüğe herkes,                                                                                               
özgürlük sevgisi geçersiz olsun!                                                                                                                                                                                                

Akıllı insan  olacağınıza, 
öyle bir yere götürün ki dünyayı, 
akılsızlık zararlı olsun! 

                                                                           Bertolt BRECHT


what was sent to the soldier’s wife
from the ancient city of prague
from prague came a pair of high-heeled shoes
with a kiss or two came the high-heeled shoes
from the ancient city of prague

what was sent to the soldier’s wife
from oslo, over the sound
from oslo there came a collar of fur
how appeases her, little collar of fur
from oslo, over the sound

what was sent to the soldier’s wife
from the wealth of amsterdam
from amsterdam
he got her a hat
she looked sweet in that
in a little dutch hat
from the wealth of amsterdam

what was sent to the soldier’s wife
from brussels in belgium land
from brussels he sent her laces so rare
to have and to wear
oh those laces so rare
from brussels in belgium land

what was sent to the soldier’s wife
from paris, city of light
in paris he got her a silken gown
t’was end in town
oh silken gown
from paris, city of light

what was sent to the soldier’s wife
from the south from bucharest
from bucharest
he sent her his shirt
embroidered and pert
that rumanian shirt
from the south of bucharest

what was sent to the soldier’s wife
from far-off russian land
from russia there came
just a widow’s veil
a death to be wed
in her widows veil
from the far-off russian land.

Bertolt Brecht

ya sonra ne aldı askerin karısı
yaldızlı başkent prag’dan?
papuçlar aldı prag’dan, yüksek ökçeli.
selamlar geldi ona ve sağlık haberleri,
yüksek ökçeli papuçlar geldi prag’dan ona.

ya sonra ne aldı askerin karısı
oslo’dan, skandinavya’daki?
bir kürk aldı oslo’dan, küçük bir kürk,
bu küçük kürk, belki beğenirler beni, dedi,
ta norveç’ten, oslo’dan geldi ona.

ya sonra ne aldı askerin karısı
varlıklı hollanda’nın rotterdam’ından?
ordan bir şapka aldı o,
bir yaraştı şapka ona, bir yaraştı.
bir şipşirin hollandalı şapka
ta rotterdam’dan geldi ona.

ya sonra ne aldı askerin karısı
belçika’nın brüksel’inden?
aldı brüksel’den ince danteller.
ne mutluluktu bu, ne mutluluktu,
ta belçika’lardan danteller geldi ona.

ya sonra ne aldı askerin karısı
ışıklar şehri canım paris’ten?
bütün şehirlerde dillere destan olan
ipekli bir elbise geldi paris modası,
ışıklar şehrinden bir elbise geldi ona.

ya sonra ne aldı askerin karısı
bükreş’ten, ta güneydeki?
aldı o bükreş’ten bir eteklik,
alacalı bulacalı romanya etekliği.
ta bükreş’ten bir eteklik geldi ona.

ya sonra ne aldı askerin karısı
ta rusya’dan, karlar ülkesinden?
bir dulluk örtüsü aldı rusya’dan o.
karalar içinde dindirmek için yasını
ta rusya’dan bir dulluk örtüsü geldi ona.

Translated by A. Kadir