Ocak, 2011 için arşiv

KIMBRA#PLAIN GOLD RING

Yayınlandı: Ocak 29, 2011 / Music
Etiketler:

Söylenecek pek fazla şey yok Kimbra hakkında. Sadece dinleyiniz derim ben…

Reklamlar

UNTITLED

Yayınlandı: Ocak 26, 2011 / Art, Poem
Etiketler:


Visual Poetry sitesini incelerken karşıma çıkan; Scott Helmes tarafından yapılmış bu çalışma gayet başarılı kanaatimce. Diğer çalışmalara bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.



Uygarlığın beşiği, mitoloji tanrılarının mekanı Anadolu, binlerce yıllık tarihi ile dünya için en önemli kültür miraslarından biridir.

Bununla birlikte, yerel ve otantik değerlerin giderek daha büyük ilgi gördüğü bir çağda, Anadolu belki de popüler kültür tarafından keşfedilmemiş son büyük uygarlık!..

Ne var ki, Osmanlı ımparatorluğu’nun torunlarına miras kalmış bu eşsiz zenginliğin nasıl değerlendirileceği ve modern çağa nasıl sunacağı tam olarak cevaplanamamıştır.

İşte bu motivasyon ile sinema ve popüler müzik alanında geniş kitleleri hedef alarak hazırlanan Anadolu’nun Kayıp şarkıları projesi, müzik ve sinema boyutlarından oluşmaktadır.

Anadolu’nun en önemli erdemlerinden olan “birlikte yaşama kültürü” asırlarca dünyaya örnek olmuşken son dönemde bu özelliği adeta unutturulmuştur. Ancak modern insanın aradığı cevaplar hala Anadolu’nun Kayıp şarkıları’nda saklıdır.
Nezih Ünen
Yönetmen / Yapımcı
Bu güzel ve çok değerli proje ile ilgilenenler, websitesine buradan ulaşabilir.

BIUTIFUL

Yayınlandı: Ocak 25, 2011 / Art, cinema
Etiketler:,


Kanaatimce gelmiş geçmiş en iyi ve en özgün yönetmenlerden biri; Alejandro González Iñárritu. Bu özel yönetmenin son ‘güzel’ filminin Türkiye’de gösterim tarihi 28 Ocak. Saniyede 24 kez tat almak için sabırsızlığın doruklarındayım. Nedeni de kült bir film izleyeceğimden en ufak bir kuşkum olmaması. Her ne kadar eleştirmenlerin sözlerine kulak asmayan biri olsam da ‘Şu ana kadar Iñárritu’nun en iyi filmi’ yorumundan etkilenmemek ve beklentilerimin en üst düzeye çıkması kaçınılmazdı. Altın Küre Ödüllerinde Yabancı Dilde En İyi Film adayı olan bu film ile Javier Bardem, Cannes’da En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Oscar ve BAFTA’da ise En İyi Yabancı Film ve En İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi.
Fragmanlarla ve filmin websitesindeki videolarla yetinmeye çalışan zavallı bendenizin beklemeye tahammülü geçen her saniye tükeniyor. Eminim filmi izledikten sonra yorumum şu olacak; “BU KADAR ‘BIUTIFUL’ OLUR BİR FİLM!!!

Söz konusu Javier Bardem olunca benim için hiçbir kelime yeterli olmuyor derdimi anlatmaya.. En iyisi Javier Bardem’in film hakkında sözlerine yer vermek:
“Alejandro’yla çalışmak bir onur ve ayrıcalık çünkü onun filmlerini çok beğeniyorum. Uzun süredir birlikte çalışmak istiyorduk, bu ‘Biutiful’ gibi özel bir filmde olduğu için ayrıca mutluyum. Çok yakın çalıştık, büyük bir maceraydı. Alejandro bu filmin dağa çıkmak gibi olduğunu söyledi, sürekli zirveye doğru yol aldığımız bir yolculuk gibi. Çok zor fakat o derece ödüllendirici… Inarritu bana bir rol değil, bir hayat tecrübesi önerdi. Ben de çekimlerin sürdüğü 5 ay boyunca bunu yaşadım. ‘Biutiful’, duygusal ve fiziksel açıdan çok zor ve yorucuydu.”

Zor bir hayatı olan ve en değerli varlıkları çocukları için çabalayan duyarlı baba Uxbal’ı canlandırdım. Bu rolün benim üzerimde derin bir etkisi oldu. Kanserden ölmek üzere olan bu adam geride çocuklarına olumlu, umut verecek ve hayatlarının ilerleyen dönemlerinde kullanabilecekleri bir şeyler bırakmak istiyor. Ama elinde ne var ki…

Biutiful’ bittikten sonra açıkça söylemeliyim ki kendimle gurur duydum. Bu gurur bir başarı kazanmaktan ötürü değil işi yaptığım içindi. İzleyenler üzerinde derin etkiler bırakacak güçlü bir film. Zaten amacımız da insanların kalbine ulaşmak…”


Hayal gücünün sınırı yok. Bu konuyu tartışmak yersiz. Ancak hayal gücünü bu kadar net, minimalist ve temiz biçimde somutlaştırmak, insanlara ulaştırmak ne büyük bir cevherdir! Gerek filmleri “Eternal Sunshine of Spotless Mind, The Science of Sleep, Be Kind Rewind..vs) gerek çektiği video klipler ve reklamları ile kendine hayran bırakan bir yönetmen Michel Gondry. Aşağıdaki kısa filmi, doğum günü hediyesi olarak ata binmeyi çok seven arkadaşı Karen için hazırlamış. Gondry ile arkadaş olmak ve selofondan yaptığımız denizde yüzmek istiyorum!!

The Science of Sleep ile aşağıda izleyebilme şansına erişeceğiniz “Three Dead People” kısa filmi arasında dikkatimi çeken ve sizinle paylaşmak istediğim benzerlikler var.Science of Sleep’in son sahnesinde Stephanie ve Stephane karakterleri kısa bir at gezintisi sonunda bir tekneye binerler. Ki ölen ruhların tekneyle diğer tarafa geçtiği söylentisi bilinir ve bu simge edebiyatta ve sinemada çoğu kez kullanılır. Sonuç olarak; gördüğü en minik şeyde intertextuality arayan bendeniz; rüya ile gerçeği ayıramayan karakterimizin öldüğünü kanısına varırım. “At gezintisi” sonucunda “ölüler diyarına” giden karakter ile “at ile gezmeyi seven” arkadaş için hazırlanan kısa filmin ismini Üç “ölü” İnsan olması ne hoş bir bağlantıdır!!!
Not: Bahsi geçen film öyle bir hayal gücü örneğidir ki; sadece izlenilmesi gereken üzerinde konuşulacağı zaman ise sözcüklerin işlevinin yetersiz kalacağı bir filmdir. Şiddetle tavsiye edilir.



Elif Çağlar’ın M-U-S-I-C albümünü, en güzel yeni yıl hediyesi(lerden biri) olarak kabul ederim hiç tereddüt etmeden! “Yeni yıl hediyesi” ibaresini kullanmamın sebebi; dört gözle beklediğim bu albümün müzik marketlerde yerini almasının 1 Ocak’a denk gelmesi. Sevindirici, samimi ve çok değerli bir albüm.

Peki kimdir Elif Çağlar Muslu?

1980 doğumlu Çağlar, Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde Caz Kompozisyonu okuduktan sonra New York’a giderek, Queens College bünyesindeki “The Aaron Copland School of Music”te Caz Performansı üzerine master yaptı. Birikimini yıllardır dinlediği her tür müziği kaynaştırarak ciddi bir emek ve yaratıcılıkla hazırladığı şarkılarını M-U-S-I-C albümünde toplayan Elif Çağlar, kaliteli, yeni ve özgün tavrıyla Türkiye’de ilk kez yapılan bir çalışmanın altına imzasını attı.

Elif Çağlar albümünde birçok genç ve yetenekli müzisyenle çalıştı. Serkan Z (piyano), Ozan Musluoğlu (kontrbas) ve Onur Alatan’ın (davul) eşlik ettiği şarkıların yanı sıra The Curly Trio’da birlikte çaldığı Cem Tuncer ve Kerem Türkaydın’la beraber “iki gitar, bir vokal” olarak kaydettiği bir şarkı da bulunuyor.
kaynak:cazkolik.com

Albüm hakkında Elif Çağlar şöyle söylüyor:
Özümüze dönelim” derler bazen, Türkçe sözlü müzik yapmayan, bir şekilde türkü söylemeyen, bir şekilde çoğunluğun ilgilenmediği müziklerle uğraşan müzisyenlere… Hiç anlayamadım, hiç anlayamayacağım…

Senin özünle benim özüm, aynı topraklarda büyüdük, aynı coğrafyada yetiştik diye aynı mı olmalı? Bu memlekette yaşayan herkesin “özü” aynı mıdır? Ruhu aynı mıdır? Kalbinde aynı şeyler mi yatar?

Ben dünyadaki tüm insanların “öz”ünün sevgi olması gerektiğine inanan biriyim, sevgi içtendir. Yani, benim için (cazdan, türküye…)hem dinlediğim, hem de yaptığım müzikte önemli olan tek şey içtenliktir, müzisyenin yaptığı müziğe olan sevgisine şahit olabilmektir.

Haydi herkes kendi özüne! 🙂

Elif Çağlar’a kulak verelim, ruhumuzu dinlendirsin..

İLHAN BERK

Yayınlandı: Ocak 9, 2011 / Literature, Poem
Etiketler:


(Zafer Yalçınpınar Koleksiyonundan)

GÜZEL

güzel
ölüm daha kolaydır sevmekten
der ya aragon
anla ki ölüme benzer seni sevmek

sözcükler ki alevdir
ve karadır şairlerin hayatları

hem nice şiirlerde nice aşklarda
tarar saçımızı ölüm.

aşk ki bazan solgun bir ilçedir
sürdürür derinliğini

neden “en çok” acı ustası şairlerdir
en çok taşırlar çünkü aşkları.

ben ki yatağımdan tedirgin bir suyum
besbelli ki aşka ve ölüme çalışıyorum.

İlhan BERK

Yayınlandı: Ocak 2, 2011 / Literature, Poem
Etiketler:,

Lautréamont’tan yayıncısına ithafen imzalı “Moldoror’un Şarkıları” adlı roman.
kaynak:zaferyal.kuzeyyildizi.com

“Sonuç; anlamsız bir ortalama”

Yayınlandı: Ocak 2, 2011 / Literature, Poem
Etiketler:

Turgut Uyar’ın Şiir Günlüğü’nden kendi elyazısı ile… (19-8-76)



kaynak:zaferyal.kuzeyyildizi.com