‘Photography’ Kategorisi için Arşiv

CAMERA LUCIDA

Yayınlandı: Mart 21, 2012 / Art, Photography
Etiketler:

Reklamlar

Avrupa dijital kütüphanesi bulunması çok zor, nadir ve hatta basımı durdurulmuş kitaplardan, ulusal kütüphanelerde saklanan belgelere, sergi, harita, gazetelerden, müzik ve videolara ulaşabilmenizi sağlayan müthiş bir alan. Avrupa’daki Ulusal Kütüphanelerin arşivlerine göz atabileceğiniz bu dijikütüphaneye Ocak 2011’den itibaren Türkiye Milli Kütüphanesi arşivi de katıldı. Değerli el yazmalar, eski’meyen’ kitaplar ve belgeleri inceleyebilirsiniz.

2 yıl sonra keşfettiğimden kaybettiğim zamanı düşündükçe sagu yakmak geliyor içimden. Ancak deneyimlerime dayanarak söylemeliyimki; kendinizi kaybedeceğiniz, görünce heyecanlanacağınız belgeler içeriyor bu kütüphane. Buyrun giriş kartınız: http://www.europeana.eu/portal/

Yayınlandı: Kasım 1, 2011 / Music, Photography
Etiketler:,

John Lennon ve Che

MEKSİKA DEFTERİ

Yayınlandı: Eylül 8, 2011 / Photography
Etiketler:

Son yıllarda Meksika’da uyuşturucu çeteleri, mafya, işsizlik nedeniyle yaşanan üzücü olayları Claudia Daut’un objektifinden görmek için tıklayınız.

JAMES NACHTWEY

Yayınlandı: Nisan 16, 2011 / Photography
Etiketler:,

Ve Tengri James Nachtwey’i yarattı… Ölümsüzlük otunu bulsam hiç tereddüt etmeden Nachtwey’e yediririm! İşte kalbimin en afilli yerinde taht kuran Nachtwey’in konuşması.. Tıklayınız, izleyiniz. Bu ne yahu ben anlamıyorum, Türkçe altyazı olsun diyorsanız; Subtitles available in bölümünde Turkish’i seçerseniz herşey çözülür..



Türkiye’nin anayasa problemini çözen adam; Afşin Kum’un da içinde bulunduğu ve her geçen gün büyüyen çetenin yazılarının toplandığı blog. Çete elemanlarından bazıları şöyle; Murat Menteş, Ah Muhsin Ünlü, Alper Canıgüz, Emrah Serbes, Murat Uyurkulak, Fatih Altınöz. Heyecanlandıran ekibin tüm yazılarına buradan, anayasa probleminin çözümüne ise buradan ulaşabilirsiniz. Jodrefil okumalar!!

Yayınlandı: Şubat 27, 2011 / Photography
Etiketler:

ROBERT MAPPLETHORPE ISTANBUL’DA…

Yayınlandı: Aralık 6, 2010 / Photography
Etiketler:,

20. yüzyılın en önemli fotoğrafçılarından, Amerikalı sanatçı Robert Mapplethorpe’un eserleri Türkiye’de ilk kez 14 Ocak’da İstanbul Galeri Nev’de sergilenecek.

1946 New York doğumlu sanatçı 80’li ve 90’lı yıllara çelişki ve yüksek dozda erotizm içeren fotoğraflarıyla dünyaya damgasını vurdu. 60lı yılların sonu itibariyle Amerika’da yaşanan politik, ekonomik sorunlar ve değişimler, ırkçılık, AIDS ve homoseksüellik sanatçının işlerini derinden etkiledi ve önyargılara karşı sanatı ile mücadele vermesini sağladı. Mapplethorpe, Pratt Institute’tan mezun olduktan sonra 1967’de Patti Smith ile tanıştı ve ikili 1970’te Chelsea Hotel’e taşındı. Sanatçı aynı yıl aldığı polaroid kemara ile sanatçılar, müzisyenler, film yıldızları ve seks kulüplerinin müşterilerinden oluşan geniş bir arkadaş topluluğunu ve New York’un “underground” yaşamını fotoğraflamaya başladı. 1973’te New York’taki Light Gallery’de “Polaroidler” isimli ilk sergisini açtı, 77’de Documenta 6’ya katıldıktan sonra 78’de çalışmalarını Robert Miller Gallery’de sergilemeye başlandı. 80’ler boyunca eski Yunan figürlerindeki gibi heybetli erkek ve kadın nülerine, çiçek fotoğraflarına ve sanatçı portrelerine ağırlık verdi, dünyanın ilk vücut geliştirici kadın şampiyonu Lisa Lyon ile yıllar süren işbirliği ile çeşitli projelere imza attı. Yaratıcı süreci boyunca Mapplethorpe 20”x24” polaroid, fotogravür, kağıt ve keten üzerine platin baskı, renkli baskı üzerine renk transferi, cibachrome gibi farklı tekniklerin gelişmesinde ve yaratılmasında büyük rol oynadı. 1986’da AIDS teşhisi konan sanatçının, ölümünden 1 yıl önce 1988’de ilk önemli retrospektif sergisi Whitney Müzesi’nde gerçekleşti. Dünyayı dürüstlük ve gerçeklikle tasvir edebilmek için verilen sanatsal mücadelede, Mapplethorpe’un eserleri anlamlı ve mühim bir yer kapladığı gibi, provokatif, engin, yenilikçi ve güçlü işleri onun günümüz sanatçıları arasında önemini koruması sağlamaktadır.

Galeri Nev’in Paul McMillen küratörlüğünde ve Robert Mapplethorpe Foundation ile işbirliği içerisinde gerçekleştireceği bu sergide sanatçının çeşitli dönemlerinden ikonlaşmış ve sanat tarihine mal olmuş yapıtları yer alacak. 14 Ocak Cuma günü açılacak sergi 12 Şubat Cumartesi gününe kadar ziyaret edilebilir.

kaynak:galatagazete.com

ANGELA BACON KIDWELL

Yayınlandı: Kasım 30, 2010 / My article, Photography
Etiketler:,

“DAİMA ‘GERÇEĞİ BULDUM’ DEĞİL, ‘BİR GERÇEĞİ BULDUM’ DEYİN.” Halil Cibran’ın bu sözlerinden Angela Bacon Kidwell çok etkilenmiştir.

Teksas’ta yaşayan Angela Bacon Kidwell, çalışmalarının bilinen ve açıklanmayan duygulara bir yolculuk, bir teslimiyet olduğunu söylüyor. Fotoğraflarının oluşma serüveni ise şöyle: Günü yaşarken, karşılaştığı insanların ve yerlerin, aslında her şeyin ‘farkında’. Tüm bunların detaylarını, onda uyandırdıkları fiziksel ve duygusal tepkileri hafızasına kaydediyor. Bu kısa birleşimler rüyalarda kendilerini tekrar gösteriyor. İşte bu tesadüfi olaylar birleşip, zengin anlatımı olan, sembolizmle olgunlaşmış düşsel öykülere dönüşüyorlar. Angela B. Kidwell ise bunları somutlaştırmak için, aksesuarlar kullanıp, sahneler kuruyor. Kendisini ve modellerini doğal, içsel davranmaya davet edip deklanşörüne basıyor. Asıl derdi; uyanık bir rüya yaratmak…

“1994 yılında iş endüstrisinde çalışmaya başladım. Ancak başarıya ulaştıkça hırsın da aynı hızla arttığı bu iş ortamının bana duygusal açıdan pek iyi gelmediğinin farkına vardım. “ diyen Angela B. Kidwell geçmişinin cinlerinin yaşadığı küçük sessiz yerlerin, dikkatli olması için attığı çığlıklara kulak verdi. Saplantılı kariyer hedefleri ve çözülmemiş çocukluk sıkıntılarının ikilemi, onu içsel kargaşayla baş başa bıraktı. Bu kargaşalardan bir çıkış yolu aramaya başladı ve bu acılı hatıraları anlatmak için çareyi resim yapma ve fotoğraf çekmekte buldu. Onun için en iyi yol bu olacaktı. Tuvalin önünde ve fotoğraf makinesinin arkasında olmak garip biçimde ona güç veriyordu. Ve sonunda kontrolün kendisinde olduğunu hissetti. Angela bu konuda ‘Yanılmış olamazdım. Arkamı kollayan bir savaşçı, bir şampiyon olduğunu hissettim. Bu kahraman beni tüm tehlikelere karşı koruyacaktı.’ diyor.

Angela B. Kidwell çalışmalarının temelini oluşturan etkenleri paylaşmaya devam ediyor: “İlk resim ve fotoğraf denemelerim, gerçeküstü rüyaların ve anıların etkisiyle yaratıldı. İlk çalışmalarımda kafamdaki acı kırıntılarına karşı bir savunma buldum, artık kendimi geçmişin travmatik saldırılarına karşı çaresiz hissetmiyordum. Yolum açıktı. Geçmişin saklı korkularını, günün berraklığında filme aktarmalıydım. Çektiğim kareler zihnimdeki gürültüleri ve karanlık mekanları temizleyecekti. Birkaç çalışma sonra fark ettim ki; bu geçmişim, şimdim ve geleceğim için bir şifa yoluydu. İş hayatını bırakmaya ve Midwestern State Üniversitesinde sanat okumaya karar verdim.”

Angela B. Kidwell’in fotoğraflarının ‘bilinçaltına olan yolculuğumuz’ sürüyor:
”Fotoğraflarım gerçek kimliğime, huzura ve güce ulaşmak için çabamı belgeler. Birbirine zıt kişisel ve çok katmanlı çelişkili semboller kullanılmış bir kare, hem soruladığım şeyi, hem de cevabını bulduğum şeyi temsil edebilir. Yolculuğum ve mücadele sürecim beni ‘duygusal anlamda oradan oraya sürüklenen biri’nden ‘kendinden emin, maceracı’ birine dönüştürdü. Fotoğraf sayesinde içimdeki duyguları anlamlı ve etkili biçimde anlatma yeteneği kazandım.” Nacizane çıkarımım şudur ki; Angela Bacon eserlerinin ruhuna -William Blake’in şiirlerine yaptığı gibi- ‘ikilemden, zıtlıklardan doğan anlam’ı üflüyor.. Ve onu huzura, doygunluğa götürecek olan ‘patika’dan ayrılmayacağını söylüyor. Angela Bacon’ın bu yolda ne gibi maceraları belgelediğini merak ediyorsanız http://www.angelabaconkidwell.com/ sitesini ziyaret etmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Cansu BAYRAM
kaynak: 6gendergi.com

PETER KEMP

Yayınlandı: Kasım 27, 2010 / Art, My article, Photography, Uncategorized
Etiketler:,


Peter Kemp bir taşla iki kuş vuruyor: yüzler tebessüm, hafızalar hikayelerle doluyor onun fotoğraflarıyla. Gün boyunca aklına gelen-ya da meşgul olduğu- sanatsal fikirleri önceden resimle somutlaştıran Kemp, bugünlerde dijital fotoğrafçılığın nimetlerinden yararlanıyor.

KLASIK ATMOSFER…
1960’lı yıllarda doğan Kemp’in; 1930 ile 1970 arasındaki dönem ilgisini çekmiş ve bu dönem ile çalışmak için kolları sıvamış. Bu süreçte, o dönemin insanlarını, mobilyalarını, kıyafetlerini, renkleri, sahne elbiselerini ve müzikleri mercek altına almış ve çalışmalarında dönemin ruhunu doğru şekilde yansıtmaya çalışmış.

Sanatçı, Vintage Atmosphere serisi ile ilgili olarak şunları fısıldadı kulağımıza: “Klasik hava, fotoğraflarıma büyüleyici ve tutkulu dokunuşlar katmamı sağladı. Eserlerimde biraz tutku biraz da gizem barınmalı bana göre.. Bunu gerçekleştirmek içinse çalışmalarıma Hollandalı usta ressamların -Johannes Vermeer gibi- eserlerinde görülen “eski ışık” etkisini vermeye çalıştım.”

Hem Vermeer’in hem de Peter Kemp’in yaşadığı şehrin aynı olduğunu hatırlayınca ister istemez bir çıkarımda bulunuyorum: Belki de Delft şehrinin ‘klasik atmosferi’nden kaynaklanıyor bu tarz.

TAKIM ÇALIŞMASI.. CİDDİ BIR ÖNHAZIRLIK..
Kemp’in fotoğraflarında ilk bakışta renkler ve dekorlar dikkat çekici. Aslında fotoğrafa daha uzun ve derinden bakarsanız; bunların aslında başka yolculuklara açılmış kapılar olduğunu göreceksiniz. Detaylara odaklanmayı seven sanatçının eserlerinde gelişigüzel konulmuş bir şey bulamazsınız. Nelerin kullanılacağı, nereye konulacağı deklanşöre basılmadan önce en ince ayrıntısına kadar düşünülmüştür..
Peter Kemp hikaye anlatma sürecinde modellerinin ona çok yardımcı olduğunun altını özellikle çiziyor. Öncelikle modelliği kabul etmeleri, bunun yanı sıra çalışmalara katkıları ve içten dostlukları için minnettar olduğunu belirtiyor sanatçımız modellerine.

“Asıl büyü bulunduğun yerde değil ona giderkenki yolculuğundur” diyen Kemp, modeller ve makyözlerle kavramlar hakkında konuşup, ortak karara varmayı ve çalışmalarını takım işine dönüştürmeyi tercih eder.

ABUR CUBUR HAYATLAR…
Bu serisinde Kemp, bugünlerde hayatımızın hızlı ve çabuk tükenen alışkanlıklar ve davranışlardan oluştuğunu vurgulamak ve çalışmalarında bunun tersini vermek istiyor. Peki ama nasıl mı? Zamanı durdurmak gibi… Fotoğraflarına bakanları ‘kendi dünyasına’ çekmek ve orada tutsak etmek gibi ya da…

Ve insanların fotoğraflarından kendi hikayelerini yaratabilmelerini umuyor. “Eğer yaparlarsa.. İşte o zaman amacıma ulaşmış olurum..”diyor sanatçı. İşte siz de Peter Kemp’in fotoğraflarıyla kendi hikayenizi yaratmak için minik bir yolculuğa çıkın: Resmi sitesi http://www.peterkemp.nl

Söyleşi ve çeviri: Cansu BAYRAM
kaynak: 6gendergi.com
(KASIM SAYISI)