BÜLMETEN

Yayınlandı: Temmuz 11, 2010 / Photography

Karadenizde ’90’lardan beri çıkan fotoğraf dergisi Bülmeten. Özellikle “kemençe eşliğinde fotoğraf dersleri” başlığıyla dikkatleri çekiyor. Bu köşeyi KATÜ Mimarlık-Mühendislik öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr Mustafa Reşat Sümerkan tarafından yazılıyor. Dersin konusuna göre pek enteresan bir uslupla anlatmış.. Yazının sonundaki rumuz çok hoş 🙂 bnd hangi rumuzu kullansam; haşin tripod, tripkar asa, afacan vizör, ulvi sensör..

ders konusu: diyaframlar

dügün güni gelende
göge mermi saçulur
diyafram göze benzer
kisilur da açilur

barmaklarum üşidi
diyafram açamadum
kaynatam basti bizi
becerip kaçamadum

vermez ise bubasi
anlasur da kaçaruk
az isikli yerlerde
diyaframi açaruk

ders konusu: filtreler

karadag ormaninda
kovaladim ayiyi
hava sislendugunde
kullaniruk sariyi

baktum karsida rize
taktum bi polarize
net ettum besyüzlugu
geldik yarlan göz göze

mavi renkli filitre
tenleri koyi eder
süt beyazi fadimem
birdanbire oldi esmer

ders konusu: objektifler

gelinler ellerine
kina yakarlar kina
teleylan bakilinca
aysem gelur yakina

bi evde iki baci
allahum bana aci
yarim sigmaz vizöre
yok mi bi genis açi

haçan girdi horona
titrer idi omizi
böcuk çekilaceksa
takaruz makromizi

ders konusu: fotograf çekimi

dik tutup makinayi
vizöründen bakaruk
alan derinluguni
diyaframlan saglaruk

yüksek enstantaneylan
çekilur uçan ari
günes battiktan sonra
kullanun b ayari

perde obtüratörün
püsküli ben olayim
kablo denklansör gibi
belune dolanayim

ders konusu: filmler

filimum yüksek asa
gren yapacak gren
yitirdum fadimemi
yokmidur oni gören

filimin üst tarafi
gümüs kaplidir gümüs
gel karanlik odama
edelum senle cümbüs

filim çektim bin asa
diyafram kisa kisa
kaynanam koyi çikmis
ne gam ettum ne tasa

Bülmeten’in arşivini biraz karıştırıyoruz:

BÜLMETEN’İN BÜYÜK ANKETİ

Sivil savunma tatbikatlarının yapıldığı bu günlerde, üyelerimiz arasında bir anket yaptık. Soru şöyle idi: ”Nükleer bir bombanın yakınımıza atılma olasılığı var. Bu yüzden sığınaklara girmemiz gerekiyor. Buralarda temel ihtiyaç maddeleri depolanmış durumda. Sığınaktan Çıkıldığında evinizi, kentinizi, hatta dünyayı buharlaşmış bulabilirsiniz. Yanınıza alacağınız üç şey ne olabilirdi?…”
İşte, rastladığımız bazı üyelerin yanıtları:

Suat Boynukalın: Oyun kağıtları, ödül plaketi, doktora tezi

Vedat Osmanoğlu: Fotoğraf çantası; fotoğrafçılık kitabı; fotomodel.

Tevfik Küçükömeroğlu: Takım çantası, fotoğraf çantası, aile fotoğraf albümü.

Salih Kalyoncu: Polaroid makine, müzik seti, ünlü müzisyenlerden kasetler.

Nur Koç: Burun damlası, neskafe, aile fotoğrafları.

Ali Van: Video kamera, video kasetler, portatif TV.

Zafer Baki: Akıl defteri, fotoğraf çantası, slayt kutusu.

Hayati Olgun: Fotoğraf çantası, uyku tulumu, bisiklet.

Bülent Yalçınalp: Depresyon hapları, maden ruhsatları, dialar.

Şinasi Haznedar: Dürbünleri, teyp ve kasetleri, pul koleksiyonu.

Şekip İskender: Aile albümü, av tüfeği, bloknot.

Türkün Sümerkan: Ağrı kesici, kahve, çiçek tohumları.

Sinan Kurbetçi: Rakı, tuvalet kağıdı, Kamuran

M. Reşat Sümerkan: Fotoğraf arşivi, kemençe, tohumluk patates.

Şirin Kurbetçi: Doktora tezi, aile albümü, mücevherleri.

Haydi çekime gidelim.
Açılar benden !…

FOTO TEMEL ÖĞRETİYOR

Su Altı Fotoğrafçılığı Hepimuz biliruz ki ışığın olduğu her yerde fotoğraf çekilebilur. Bu yer suyun alti olsa bile… Gençliğumde bir ara hamsi teknelerinde çalışmiştum. Boynumda makina, bazen ağ, bazen fotoğraf çekerdum. O vakitler radar, sonar aletleri icat edilmemiş olduğundan, kaptanlar tecrübeylan, şanslan sürüleri bulur idiler.

Bir ara hamsi sürüleri kayboldi. Bi türli ağa vurmayler. Kaptan bana dedi ki:
“Bak Temel, kaç gündür hamsi vurmay. Aşaği inip hamsilerur toplandığı yerlerun fotoğrafıni çekebilur misun? Ağlari oraya atalum.”

Kafamda bi şimşek çakti. “işte tarihi fırsat” dedum kendi kendume. ‘Meşhuriyet ayağuna kadar geldi. Buni iyi kullan!.” Derhal işe koyuldum. Önce iki kavanoz aldum. Birinin içine makineylan beraber elumi soktum. Öbürüni de kafama geçurdum. İçeri su girmesun diye arkadaşlarun yardımiylan kavanozların ağız kısımlarina hamur tıkaduk. Zamanım az. Başumdaki kavanozda hava azalmaya başladi bile. ..Hemencek daldum.

Kirk kulaç kadar indum ki ne göreyim! Kalkan baluklari yan yana dizilmiş, hamsi sürülerini yorgan gibi örtmişler, kaçmalarina izin vermiylar. Öte yandan, ufacuk bi kapi da birakmişler, aç palamutlari, lüferleri bilet kesip içeri almaktalar. Bi çeşit “kendun yakala, kendun ye” lokantasi.

Anladum ki büyuk bir su alti belgeseliylan karşi karşiyayim..Ben da Kusto mi desam, Pastör mi desam öyle bi şeyim. Derhal ışığı ve bi gurup mezgiti arkama alarak çekimlere başladum. Dalmiş gitmişum. Yanliş anlaşilmasun, bu deduğum dalma, düşünce alaninda yani…

Yoksa zaten yetmiş kariş su altindayim.

Birden makinayi tutan elimun islanduğuni hissettum. Bi da ne göreyim! istavrit yavrulari gelmiş, bilek çevremdeki hamurlari didikliyler, Meğer ayni işi ensemden da yapmaya başlamişlar. Az sonra burnuma kadar yükselmesun mi!… Dehşetlan kaçmaya başladum. Tam 80 kulaçtayim. Ağır ağır yükselurken başumdaki kavanoz suylan doldi. Baktum ben aşağı çekiy. Qni da, elumdekini da çıkarup attum. Yalanuz, makinayi bırakmayrum. Arkadaşlarum beni baygın halde aldilar. Makinacuğum islanmiş, içi suylan dolmiş, filim da tamamen yapışmış idi. Emeğume yazuk oldi.

Burdan genç arkadaşlara sesleniyrum :
Su alti çekimi içun dalarsanuz sakun hamur kullanmayin. Görüldüğu gibi baluklara yem olmaktadur. Onun yerine yenmez maddeler kullanun. Mesela cam macuni bu iş içun idaeldur. …Uyy buni o zaman nasil akıl edemedum… Nasil akıl edemedum… Nasil akıl edemedum…

FOTOĞRAF TARİHİMİZDEN

SURET AĞA
Baltacı ile Katerina’nın ilişkilerini gizlice belgelemek için saray tarafından görevlendirilmiş ilk fotoğrafçılarımızdandır. Suret Ağa, yeniçeri kılığına girdikten sonra, kalkanına açtığı deliğe objektifini yerleştirip Baltacı’nın otağı çevresinde 170 murabba cam negatif çekmiştir.

Saraya yolladığı fotoğraflardan Baltacı’nın ihaneti anlaşılınca, bilindiği üzere başı vurdurulmuştur. Katerina’ya ait çıplak fotoğraflar ise 2. Meşrutiyete kadar elden ele dolaşmış, nice Osmanlı gencinin yüreğini yakmıştır.

FOTOĞRAFÇI KOCALARI İÇİN EŞLERİ NE DEDİLER?

Bayan Kurbetçi:
Kocam Sinan fotoğraf merakı başlayalı beri çok değişti. Garip huylar edinmeye başladı. Sanki eski Sinan gitti de yerine başkası geldi.

Bildiğiniz gibi kendisi mimardır. Geçen hafta çizdiği bir projede zemin kolonlarından üç tanesini zayıflattığını söyledi. İnşaat mühendisi olduğum için durumu hemen kavradım. “Deli misin” dedim. “insanlar ölecek, niye yaptın”. Sol kaşını yukarı kaldırıp, alışık olmadığım bir yüz ifadesiyle gülerek şöyle yanıt verdi.:

“İnşaat bitip de insanlar içine taşındığında maksimum yük de sağlanmış olacak ve hesaplarıma göre saat üç doğrultusunda devrilip yıkılacak, İşte o devrilme anında ben hiç kimsenin çekemediği hareket fotoğrafını çekeceğim. Kih… Kih… Kih…

Gönül İşleri

34 yaşında esmer, orta boylu tahsilli ve güzel bir aile kızıyım, Fotoğraf sanatını çok seviyorum, Mahallede fotojenik olarak tanınır ve sevilirim. Bu güne kadar hep polaroid çeken ve Canon EOS serisi makinalara meraklı Nikoncu bir beyle evlenmeyi düşlemişimdir. Hele orta format makinası varsa benim için çok daha idealdir diyebilirim.

Taliplilerim beni lütfen bekletmesinler. Malum, ortalık digitalci gençlerden geçilmiyor.

Rumuz: Minik enstantane

Kaynak:Fotografya

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s