Peki Sizin Aynaya Bakmaya Cesaretiniz Var mı?

Yayınlandı: Mayıs 3, 2010 / cinema, Literature, Theater
Etiketler:

Hazırlık sınıfındayken kitabını okuduğum, David Lynch’in beyaz perdeye aktardığı kült film..-Ki bence Lynch’in ender kolay anlaşılan filmlerinden olup; resmen sinema dersi verdiği, tokat gibi filmdir Fil Adam. Dönemi yansıtma, görsel stili, oyunculuk ve İngiliz aksanı şapka çıkartılacak cinsten. Ayrıca filmde yapılan makyajın devrim niteliğinde olduğunu belirtmeden geçersem Lynch’e haksızlık etmiş olurum..

Geçenlerde ODTÜ ’10 Tiyatro Şenliği’nde İstanbul Tıp Fakültesi Tiyatro Topluluğu tarafından sahnelendi Fil Adam. Başarılı bir dramaturji çalışması sonucunda doğru etkiyi veren – “öteki” kavramını sorgulatan, insanların kendinden daha farkli olani nasil zalimce ötekilestirdiğini ve günümüz ‘güzellik’ takıntılı topluma daha bir eleştirel bakmayi tesvik eden bir oyun izledik biz seyirciler..E hal böyle olunca; tekrar Fil Adam dönemine girmiş bulunmaktayım.. Toplumdaki ikiyüzlülük, çıkar için ahlakını satabilenler ama en önemlisi ötekileştirme, ötekinin azabı, ötekine yaşattığımız azap sürekli hafızamı meşgul etmekte, Fil Adam her seferinde -saman kağıdı/beyaz perde/sahne- bu rahatsızlığı daha da pekiştirmekte gayet başarılı..Doğru olan sinirlenmek evet hepimiz Jimmy Porter olalım “sinirlenelim!!”

John Merrick bir görünüş ucubesiydi evet O, “ruhsal ucubelerden oluşan dünya vatandaşları”ndan farklıydı. Ötekilerin arasında var olmaya çalışan iyi adam: sevginin, sevilmenin, ince olmanın ve çıt çıt kırılan bir insan olma durumunun bütün biçimlerini John Merrick’te gördük: “My friend…” ya da “her günüm dolu dolu geçiyor çünkü sevildiğimi biliyorum” derken… o hüzünlü ama başı dik sesi kim duymadı ki?

David Lynch filminde özellikle; Fil Adam bana modern toplumun yaşadığı birçok travmayı bir kez daha değerlendirme fırsatı sağladı. Ama kuşkusuz bu florenski etkisiydi, yani tersten perspektif: aslında, Merrick’in tam tersine ruhsal ucubeler ve bedensel incelikler çağındayız. Toplumun bütün simgeleri, gösteren ve gösterilen mantığı, ruhları fil adamlaştırmak üzerine kurulu. Ruhları tanınmaz hale getirerek yalnızca yürüyen bedenler olmak,,, İnsan olmanın en son laneti olsa gerek. Ruhu inceldikçe kendisinden daha çok korkan, aynaya baktıkça bedeninden daha da uzaklaşan Merrick’ten farklı olarak, aynaya baktıkça ruhumuzdan daha çok uzaklaşıyoruz, gündelikleştikçe ruhunun derinliğine gitmekten kendini ölesiye alıkoyan bir tinin çocukları olduk…

Sirkte sergilenen Merrick’in tersine, izleyici izlenen doğrusallığının biyolojik bir zulm şeklinde zuhur ettiği olaylar zinciri yerine,,, dünyanın bir sirk olduğu ve her birimizin onu izlemeye ve onun için bir ruhsal fil adamlığı oynamaya mahkum olduğu bir zaman bilinçsizlikte yuvalandık… ne yazık!

John Merrick,,, Ruhumuzun gerçek atası…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s