IKI BÜYÜK BEYİN-GÜÇLÜ KALEM: HUXLEY & ORWELL

Yayınlandı: Nisan 27, 2010 / Literature

Öjenik bir yaklaşımla kurulan,sınıf ayrımını mutlulukla kabul eden(daha doğrusu ettirilen) insanlarla dolu bir Londra’nın mı; yoksa politik iğnelemelerle dolu ,tek parti tek egemenlik anlayışı güdülen bir Londra’nın mı betimlenmesi ilginizi daha çok çeker?

1984 ile Cesur Yeni Dünya çekişmesi işte burada başlar. Anti-ütopya yazımlarının en ünlüleri olan bu iki romanın okurları arasındaki anlaşmazlık hangisinin günümüze daha çok benzediği hakkındadır.George Orwell 1984’te “Big Brother” kavramını ortaya atarak günümüzdeki Amerikan hegemonyasına ne kadar yaklaşmışsa, Aldous Huxley de Cesur Yeni Dünya’da hedonistik toplumun birey olmaktan nasıl korktuğunu irdeleyerek geleceği oldukça iyi tarif etmiştir.

Huxley kurduğu distopyada aynı zamanda ironik bir yaklaşıma sahiptir,dünya savaştan arınmıştır,insanlar idealize edilmiştir,herkes herkes içindir ve herkes mutludur.Dinler ortadan kalkmıştır,aile kavramı ise insanlar için pornografik bir söylemden başka bir şey ifade etmemektedir.Cinsellik özgürce yaşanmaktadır, çocuklar cinsellikle çok küçük yaşlarda tanışmaktadırlar. Toplum ,önceden belirlenmiş yumurtalarda döllenen, yapay kan ile yapay embriyoda beslenen ve gelişen, gelişmeleri sırasında şartlandırmalarla biçimlenen insanlardan oluşmaktadır.Bu insanlar alfa,beta,gamma,delta ve epsilon diye isimlendirilen gruplara ayrılır; alfalar en zeki ve en atletik grubu oluşturur ve genelde önemli konumlarda bulunurlar, epsilonlar ise en alt sınıftır,toplumun üst düzeylerinin yapmadığı işeri yapmaya şartlandırılmıştırlar ve oldukça ufak tefektirler.Tüm sınıflar embriyodan başlayıp bebekliğe ve çocukluğa kadar uzanan dönemde olmaları gerektiği gibi şartlanırlar. Aralarında sadece bazıları birey olmanın gerektirdiklerinin farkındadır, ancak insanlar onları garip olarak nitelendirirler.Tüm bu mükemmelliğe rağmen toplum birey olma yetisini tamamen kaybetmiştir.

Orwell ise yarattığı kara ütopyada politik söylemlere daha çok yer verip , bilimselliği ikinci plana atmıştır. Huxley gibi uzun bilimsel betimlemelere yer vermemiştir. Dünya üç totaliter rejime ayrılmıştır ; Okyanusya , Avrasya ve Doğu Asya.Okyanusya her zaman diğer devletlerle savaş halindedir,biri düşmanken diğeri müttefiktir.Toplum parti üyeleri ve proleterler olarak ikiye ayrılır, parti üyeleri söylemlerine derinden bağlı ,

ahlak abidesi insanlardan oluşurken proleterler daha bağımsızdırlar, ancak bu durum onların insandan bile sayılmamalarından kaynaklanmaktadır.Partide çalışanları her zaman denetleyen tele ekranlar bulunur,parti düzenine ters hareket eden ,hareket etmese de sadece

düşünerek bile suç işleyen insanlar düşünce polislerince yakalanıp temizlenirler.Kadınlar ve erkekler arasındaki cinsel hazlar suç teşkil eder,aileler çocuklarını sevmeye teşvik edilirken, çocuklar ise ailelerinden kopuk ve duygusuz yetişirler.Böylece çocuklar ailelerini denetleyebilir ve herhangi bir düşünce suçu işlendiğinde ailelerini umursamadan düşünce polisine yakalatırlar. Toplum savaşın barış, cehaletin kuvvet, özgürlüğün kölelik olduğuna inandırılmıştır.Orwell kitabında hem totaliter kapitalist rejimleri hem de totaliter komünist rejimleri eleştirir.Baskı altındaki tüm toplumlar aynıdır.

Huxley, Zamyatin’in `Biz` adlı romanından etkilenmiştir. Orwell ise bir Lev Troçki hayranıdır,bu romanlarına da yansır.

Aşağıdaki  linkte Cesur Yeni Dünyanın yazarı Aldous Huxley  ve -1984’ün yazarı George ORWELL’in aynı felakete iki zıt yolla nasıl gidileceğini anlatan müthiş bir çalışma bulunmaktadir:

Sizin için çevirisini yapıp uzağa değil hemen aşağıya iliştirdi kaytan bıyıklı dilberiniz..

***Orwell kitaplarının yasaklanacağından korkuyordu..

Huxley kitap okuyan kimse olmadığından yasaklamak için herhangi bir neden olmamasından…

***Orwell bizi bilgiden mahrum bırakanlardan korkardı..

Huxley ise edilgen ve bencil olmamızı sağlayan bilgiler silsilesinden…

***Orwell gerçeklerin gizleneceğinden endişelenirdi..

Huxley ise gerçeğin gereksiz bilgiler denizinde boğulmasından..

***Orwell tutsak bir toplum olmamızdan korkardı..

Huxley ise toplu seks poplu seks, duygusal ve ahlaksal boşluğu içinde barındıran bayağı bir toplum olmamızdan..

Huxley’nin “Cesur Yeni Dünyayı Ziyaret” kitabında belirttiği gibi; despot yönetime karşı hep tetikte olan insan hakları savunucuları ve rasyonalistler “insanoğlunun eğlenceye karşı bitmez iştahı”nı hesaba katamadılar.

***1984’de insanlar acı çektirilerek kontrol edilirken;

Cesur Yeni Dünya’da insanlar mutlu edilerek kontrol edilir..

Kısacası Orwell nefret ettiğimiz şeylerin sonumuzu getireceğini düşünüyordu..

Huxley ise sevdiğimiz şeylerin..

Bu linkteki tüm sözler Orwell’in değil de HUxley’nin haklı olma ihtimalini konu alan *Amusing Ourselves to Death* Televizyon Öldüren Eğlence adlı kitaptan alınmıştır..

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s